Palmiye Merkezi

Türkiye’de süs bitkileri üretimi, satışı, halk kitlelerine çiçekçilik sektörünün tanıtımı ve benimsetilmesi gibi önemli çalışmaları olan bir kuruluştur. Palmiye Merkezi ilkin güney illerimizde palmiye türlerine ilgiyi ve sevgiyi arttırma amacıyla 1993 yılında Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde kurulmuş. Kurucu kişi Dr. Ragıp Esener. 1997 yılından sonra merkez bir palmiye türleri müzesi halini almış.

Zamanla diğer süs bitkilerinin üretimi satışı palmiyeleri geçmiş. Şu an Palmiye Merkezi Türkiyede süs bitkileri konusunda medar-ı iftihar firmalarından biridir. Türkiye’nin güneybatısında 6 (veya daha fazla) farklı yerde firmanın botanik üsleri diyebileceğimiz tesisleri açılmış bulunuyor.

Palmiye merkezinin satışları şu yönlerdedir:
Tohum, palmiye, sikas.. Starliçe ve muzlar.. Kaktüs ve succulent türler..
Kış bahçesi bitkileri.. Su-sulak alan bitkileri..
Egzotik – tropik meyveler.. Otsu ve yer örtücüler.. Diğer bitkiler..

Ana başlıklardan anlayabileceğimiz gibi palmiye merkezi tesisleri oldukça zengin bitki türleri birikimine sahip. Eğer arayıp da bulamadığımız herhangi bir süs bitkisi türü varsa sanıyorum onlarda kesinlikle bulabiliriz.

Palmiye Merkezi botanik tesisleri

Palmiye Merkezi botanik tesisleri

Türkiyede süs bitkileri üretimi ve botanik çalışmaları büyük ağırlıkla Güneybatı Anadolu’da. Palmiye Merkezi tesisleri ise bu bölgenin en uç alanında bulunuyor.

Palmiye merkezi yöneticileri Güneybatı Anadolunun kıyı kesimlerinin iklimine uyum sağlayan bitkilerin doğal şartlarda yetiştirilmesine uygun olarak açık hava tesisleri kurdukları gibi birçok özel seralar da kurmuşlar.

Palmiye Merkezi ve onun projelerinden olan Kaktüs Evi, Zakkum Kafe, Botanik Bahçesi vesaire gibi birbirinden güzel çalışmaları yapan Güneybatı Anadolu insanları daha birbirinden güzel projeler geliştirmeyle meşgul. Botanik turizmi de onların sayesinde Güneybatı Anadoluda yükselişte.

Peki ya doğu Karadeniz insanlarımız? Dünyanın nadide yağmur ormanı bölgelerinden biri olan Doğu Karadeniz bölgemiz ne yazık ki bu sektörde hiçbir gelişim gösteremedi. Bu hal düşündürücü ve üzücü acı bir gerçektir. Çay neyse de, Doğu Karadeniz bölgemizde fındık tarımının aşırı artmış olması, devletimizin ilgili bakanlıklarının orada başka projeler geliştirmeyip fındık tarımı arazilerini her yıl arttırması çok abes bir şey.

Doğu Karadeniz bölgemiz bütün dünyada çok tutulan süs bitkilerinden Kamelya, Gardenya, Açelya vb. bitkilerin doğal ihtiyaçlarına fazlasıyla yeterli doğal bir zemindir. Ayrıca -5°C, -6°C gibi kış soğuklarına dayanıklı birbirinden güzel orkide türleri var. Doğu Karadeniz bölgemiz onlar için her şeyiyle “fazlasıyla ideal” iklime sahip. Bunlardan başka, bölgeye uyum sağlayabilecek özelliklere sahip daha binlerce tropikal ve yarı tropikal bitkiler var. Ama insanlarımızın gözleri fındıktan başka şey göremiyor. İstanbul’da saksılarda oldukça pahalıya satılan ve pek de gösterişli olmayan bir iki süs bitkisi türünü ben Rize’de yabani bitkiler gibi her yerde kendiliğinden yetiştiklerini görmüşümdür.

Doğu Karadenizli çiçeksever meraklılar palmiyemerkezi.com web sitesini iyice incelesin, görsünler adamlar nasıl çalışmış. Onlar gibi Karadenizliler de eğer araştırırlarsa kendi bölgelerine uygun binlerce cazip süs bitkisi çeşidi bulabilirler.

Palmiye Merkezi botanik tesisleri

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Yazılarım izinsiz olarak birçok web sitelerinde yayımlanmaktadır. Lütfen kaynak belirtmeyenleri uyarınız. Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. Filiz - Aydın diyor ki:

    Merhaba; hani sayarlar ya ölmeden önce görülmesi gereken bilmem kaç yer diye, işte PALMİYE MERKEZİ, ülkemizde bu listenin en başındadır. Yaptıkları şey ticaret değil, bitki serası değil bambaşka, muhteşem birşey! Köyceğiz gölü kıyısında bir avuç arı gibi çalışkan insan en başta ortaya yüreklerini koyarak ota, çöpe, çiçeğe, böceğe, yılana, köpeğe, kaplumbağaya karışarak hep birlikte kendilerine muhteşem bir dünya kurmuşlar. Tabi en başta Dr Ragıp Esener.
    İnanın bana Palmiye merkezi anlatılacak bir yer değil. Buradan herkese önermek istiyorum en azından ege bölgesinde yaşayanlar hiç zaman kaybetmeden gitsinler. O kapıdan girdiğinizde gezmek insana yetmiyor. Gezi sonunda çıkarken boynunuzu büküp nolur beni de alın dünyanıza, ne iş olsa yaparım, karın tokluğuna çalışır bir köşeye kıvrılıp yatarım diyesiniz geliyor. Ki ben dedim:))
    Sitenizde Palmiye Merkezi’ni tanıttığınız için çok teşekkürler. Ayrıca buradan Dr Ragıp Esener ve ekibine de savaştan, ölümlerden, çıkar kavgalarından arınmış, doğanın parçası olup onunla bütünleştiğimizde ne harikulade bir dünya yaratılabileceğini bize gösterdikleri için çok teşekkür ediyorum. Hem sizin hem de Palmiye Merkezi ekibinin yüreğine sağlık..

  2. admin diyor ki:

    Ben gitmedim görmedim ama resimlerden gördüm, ne kadar muhteşem bir yer olduğu açıkça belli. Ama resimler hiçbir şekilde gerçeği yansıtmıyor, bunu Rize seyahatlerimden biliyorum. Rizedeki doğal güzellikler resimlerden gördüklerimin milyon kat güzellik. Tek kelimeyle şöyle özetleyebilirim: Bir türlü gözlerime inanamıyordum! Eminim elbette Palmiye Merkezi de resimlerde göründüğümden milyon kat güzeldir. İmkânı olan herkes böyle yerleri gidip ziyaret etmeli. Buradan ben de Dr. Rakıp Esener Beyefendiye derin minnettarlıklarımı ve teşekkürlerimi sunarım. İnşallah fırsat olur da gidip o “insan” kişinin eserini görebilirim kendisinin de elinden öper o çalışmalara duyduğum büyük saygımı belirtirim.

  3. Filiz - Aydın diyor ki:

    Palmiye Merkezi’ndeki her canlının bir hikayesi var. ana kapıda Gezici Palmiye:))
    uzun yıllar birileri ona kötü davranmışlar en sonunda da gelmiş oraya kurulmuş, hiçbirşey umurunda değil artık:) bekçi köpeklerin hikayesi var, gölden elinize gelen kaplumbağanın hikayesi var, evimizde binbir zahmatle yetiştiremediğimiz ama orada yer örtücü olan sarmaşıkların hikayesi var, nilüferlerin hikayesi var, yaşayan taşlar denen harükülade çiçekler açan bildiğimiz taş görünüşlü kaktüslerin hikayesi var. var da var:)) ki ben gittiğimde o kaktüslerden satın almak istemiştim şimdi mevsimi değil dediler ve satmadılar bana. etik demek az gelir, adamlar yaptıkları işe tapıyor PALMİYE MERKEZİ’nde! ben de hepsinin ellerinden öpüyorum.

  4. admin diyor ki:

    Aynen benim duyarlılığım bunlar. Desenize bitkiler konusunda benimle aynı frekansa sahip insanlar orada bir araya gelmiş! Çok güzel bir şey. Benim de evimdeki balkonumdaki bitkilerin hikayeleri vardır. Ayrıca onların hisli olduklarına inanırım. Mesela salondaki paşa kılıcını görenler nedense “ben bunu sevmiyorum” derler. Ben de anında onlara “bari yüzüne karşı söylemeyin kırıcı olmayın” derim. Şaka sanıyorlar kafalarınca ama ben gayet ciddiyim.

  5. Filiz - Aydın diyor ki:

    çok haklısınız. bende de yaklaşık 1.5 m boyundaki euphorbium türlerinden birine bu yaz evime gelen bir misafir ”sen bu çiçeğe ne veriyorsun bu ne böyle, ağaç olmuş” dedi. ben de ”maşallah de” dedim gülerek. ama maşallah demedi. neyse o misafirimi ağırladım gitti. 2 saat sonra balkona çıktım, çiçeğimin koca bir dalı yerde!! ve yemin ederim havada ufacık bir rüzgar yoktu. hem üzülmüş hem de şaşıp kalmıştım. o dalı da tutturdum ama:))

  6. admin diyor ki:

    Nazar işte, benim de nazarım kendi çiçeklerime değiyor. :) Geçen yaz antoryumum muhteşem serpilmiş gelişmişti, daha çok kök olsun diye tuttum dallarını ikiye böldüm. Hâlâ toparlanamadı zavallı. Bir dalı şimdi daha yeni tomurcuk çıkarıyor yakında çiçek açacak.
    Sizinkiyle aynı mı bilmem ama bende de öforbiya trigona var. Dallarını kesip bir iki gün açıkta bekletince tutması kolay oluyor. İsteyenler için böylece köklendiriyorum. Yaz başı iyi zaman.

  7. Filiz - Aydın diyor ki:

    Euphorbia trigona bende de var ama henüz küçük. 20 cm filan, 3 dal. benim bahsettiğim başka bir euphorbia türü ama tam adını bilmiyorum. euphorbia milli’nin dikensiz, daha açik yeşil, daha büyük ve etli yapraklısı. 2 yıl önce küçücük 2 dal olarak mersin’den getirmiştim. Komik de bir hikayesi vardır; adana havaalanında kontrol noktasında polis bana elimdeki bitkinin ne olduğunu sormuştu. beze, poşete filan sarılmış tuhaf 2 dal çünkü:)) ben de ”valla ben de bilmiyorum memur bey, x-ray cihazından geçirelim bakalım belki adı çıkar da ben öğrenirim de, internette bakımını araştırırım” demiştim. çok gülmüştük:)) 2 yılda 1.5 m boya geldi. güneybatıya bakan, günde 2 saat güneş gören ama yazın bol miktarda sıcak hava akımına maruz kalan arka balkonumda duruyor. orası benim tropikal balkonum:)) bu adı ben koydum. o balkonumda 2 saksı yaprak çapı 50 cm yi bulan alocasia macrorrhiza, 1 saksı 1.5 m filan boyunda arokarya çamı, yere göğe sığmaz olan bir aşk merdiveni:), ve sizin önerilerilerinize uyarak yaz başında salondan balkona aldığımda harika büyüyen 2 saksı kauçuk var. onlar da 1 m boyu aştı. 1 ay önce de aralarına 2 saksı deve tabanı dalı diktim koydum. suda filan bekletmedim. arkadaşımdan 2 dal aldım direk diktim getirdim o balkona koydum. tuttu ama daha büyümedi. yerini sever gibime geliyor çünkü yanında bulunan büyük bitkiler onun yakın akrabası:)) ayrıca bu balkonumdaki çiçeklerimi yaz boyunca hergün, şimdilerde de 4-5 günde bir bildiğimiz musluk suyuyla hortum tutarak düzenli yıkıyorum. ne bileyim işte, kendimce uğraşıyorum ben de. ama sizin önerilerinizi uyguladığım her seferinde kısa zamanda çiçeklerimden olumlu yanıt alıyorum. çok teşekkürler.

  8. admin diyor ki:

    Keşke öyle x-ray türü cihazlar olsa da onun sayesinde bitkiler hakkında bilgi edinebilsek. :) Ama bir şey var, aklımıza ne geliyorsa zamanla o da keşfedilir diyorlar. Euphorbia milli kaç senedir hiçbir yerden edinemedim. Satışına rastlamıyorum. Bir hanım bir dal vermişti ama aptallık edip o dalı ikiye ayırdım güya ikisini de köklendirecektim sonuçta ikisi de çürüdü. Bahsettiğiniz iki bitkiyi araştırıp siteye yazmam lazım. Aşk merdiveni, benim kıvırcık olmayan bir cinsi vardı. Çok düzgündü. Belki on yıl aynı saksıda aynı toprakta yaşattım. Devamlı balkonda tutardım çok da güneş alırdı ama keyfi yerindeydi. Üç yıl önce poşette satılan topraktan alıp diktim. Öldü gitti. Çok üzüldüm. Keşke bir iki parçasını eski toprağında bıraksaymışım. Geçen ay Koçtaş’tan ucuz fiyatta görüp yeni bir aşk merdiveni aldım. Bunun yaprakları hafiften dalkalı gibi. Eve uyum sağladı. Kauçuk gibi ficus türleri evet havadar ortamı esintiyi çok seviyor. Geçen yaz benjamin’i evin aşırı hava cereyanı alan yerine koydum. Bizim evdeki 10 yıllık hayatında ilk defa bu kadar coştu. Şimdi dinlensin diye birkaç haftadır sulamıyorum. Benim devetabanım teyzemin hatırası. Neredeyse çocuk yaştayken almıştım. Yıllarca başına neler geldi neler. :) üç yıl önce tamamen ölmekten kılpayı kurtardım. Küçük bir fide denebilecek şekilde hayata döndürdüm yavaş yavaş büyüyor. İlkin yazları bahçede yarım gün güneş alan bir köşede tutuyordum yaprakları devleşmişti. O evden taşınınca devetabanı hep kara günler yaşadı. Şimdi yeniden hayata döndüreyim derrken bu sefer az daha yanlış toprağa kurban gidiyordu. Yine o poşet topraklar. Bir daha tövbe almam. Bauhaus’a gidebilirsem sorup en güvenilir markadan alırım artık.
    Tavisyelerimin işe yaradığını bildirmenize ayrıca çok sevindim. Çok teşekkür ederim.

  9. Filiz - Aydın diyor ki:

    Bizim buralarda 2 gün önce yaşanan lodosun bilançosu korkunç! Dünyanın en güzel yerlerinden biri olan Palmiye Merkezi de mahvoldu. Haberde de belirtildiği gibi doğa düşmanı balık çiftliklerinin kontrolsüz duvarları yüzünden su denize geri çekilemiyor. Bir doğa harikası cennet bahçesi gözümüzün önünde sular altında hala. Göndereceğim linki paylaşırmısınız? Üzüntüm dile getirilecek gibi değil! http://www.haberler.com/koycegiz-hala-sular-altinda-3251209-haberi/
    ***
    Ben de çok üzüldüm. Doğal güzellikleri korumak ve yaşatmak uğruna yılların birikimi emeklerin heba olması can kaybı kadar büyük üzüntü veriyor.

  10. Nuray Ankara diyor ki:

    … …
    ***
    Nuray hanım burası onların sitesi değil. Burada sadece hakkında kısaca söz edilmiştir.
    Bakın onların sitesi budur tıklayın: http://www.palmiyemerkezi.com/

Sorunuzu veya Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.

LÜTFEN YAZI DİLİ KURALLARINA SAYGILI OLALIM.
Yazı kurallarına uygun yazılan sorulara öncelik verilir.

(Yazamıyorsanız Mozilladan deği I.E. ile giriş yapın.)