Organik Çay Rize Çayı

Dünyanın tek organik çayı olabilecek çay Rize Çayı imiş. Biraz daha üstünde dursak, gerçek anlamda “organik” olması için gereken eksikleri tamamlasak, sonra dünya çapında “organik çay” tanıtımını iyi yapabilirsek bu durumda çay ihracatı gelirimizi kat kat arttırabiliriz.

Güncelleme aralık 2011:
Aşağıda yazdıklarım nihayet hayata geçiriliyor. Şu yazmı okuyabilirsiniz:
“Çay üretimimiz artık sadece organik olacak”

Dünyanın tek organik çayı olabilecek çay Rize Çayı imiş. Gürcistan’da da aynı özellikte çay yetiştiriliyormuş ancak onlar çay üretimini bırakmak üzereymişler.

Demek oluyor ki biraz daha üstünde dursak, gerçek anlamda “organik” olması için gereken eksikleri tamamlasak, sonra dünya çapında “organik çay” tanıtımını iyi yapabilirsek bu durumda çay ihracatı gelirimizi kat kat arttırabiliriz.

Çayımızın tam anlamıyla “organik” olabilmesi için suni gübre de kullanılmamalıdır ama kullanılıyor. Bizzat gidip gördüm.

Konu açılmışken çay üretiminin Rize ekolojisine olan etkileri
Belki bilimsel değil, çünkü bunları bana Rizeli bazı yaşlılar anlatmıştı:
“Eskiden Rize ormanlık bir bölgeydi. Çok kuş çeşidi vardı. Çok böcek çeşidi vardı. Sıtma hastalığı yapan büyük sivri sinekler vardı. Sonra her yerde çay yetiştirilmeye başlandı. Bölgede şimdi hava eskiye göre çok daha fazla nemli. Çünkü çaylar bütün toprak yüzeyini sıkı sıkı kapatıyor. Eskiden hoş esintiler vardı. Rüzgar eserdi buranın havası çok güzeldi. Şimdi yazları boğucu bir nemlilik oluyor. Sıcak insanı fazla rahatsız ediyor.
Çayların üzerlerine serpilen suni gübreler akıp gidiyor derelere karışıyor. Sivrisinek türlerinden çoğu yok olmuş durumda. Böcekler azaldı kuşlar azaldı.”

Çay üreticilerinin yıllar geçtikçe artan maddi sorunları
Bundan belki 40 yıl önce iyi gelir elde edebiliyor ve İstanbul’dan ev, hatta apartman satın alabiliyorlardı. Şimdi ise çaydan elde ettikleri gelir mutfak masfaflarına ancak yetebiliyor. Sebeplerini tam bilemiyorum. Bilenler aşağıya yorum yazabilir. Belki çay alanlarının sahibi aileler genişleyip büyürken aile başına düşen çay üretim alanları paylaşmalar sonucu bölüne bölüne küçülüyordur. Belki devlet eskisi kadar iyi para ödemiyordur.

Kategori: Sektörel Tarih: 09 Şubat 2009

Etiketler: | | |

'Organik Çay Rize Çayı' hakkında sorular, açıklamalar

  1. mehmet dedi ki:

    devlet neye eskisi gibi iyi para ödüyor ki?
    kg. maliyeti ortalama 52 kr. olan buğdayın alım fiyatı 40 kr. varın gerisini siz düşünün.
    sen çiftçini kalkındırmazsan, tarlasında üretip kazanmaya değil de para babalarının fabrikalarında üç kuruş için köle gibi çalışmaya teşvik edersen ondan sonra zamanında zorla o köylüden istimlak ettiğin yerleri israilliye, behreynliye 300-500 milyon dolara satarsın, o adam da orada üretim yapıp onlarca milyar dolar kazanır. sende bunun adını tarım alanında işbirliği koyar, ukraynanın paslı buğdayını ithal etmeye, devam edersin ucuz diye.

    dünya üzerinde köylüsüne tarlasını ekmesin diye rüşvet veren başka bir devlet var mı???

  2. ihsan dedi ki:

    Devlet avrupa normlarina uymak icin bazi tarim üretimlerine kota koymak zorundadir. Zira planli projeli bir tarim zamanimizda gerklidir bu bir gelisim asamasidir. Kanimca hicbir devlet tarimin onunu kesmez zira toplumun en onde gelen ihtiyaci tarimdan saglanmaktadir bu da her devlet icin gereklidir. Devlet halkina rusvet vermez hizmet eder ve ediyor da.
    ***
    ***
    İhsan bey yorumunuz için teşekkür ederim. Önceki yorumcu rüşvet ile başka şeyleri kastetmiş olmalı. Türkiye’de birçok çarpıklıklar var. Örneğin devlet fındığa kota koyarken bir yandan da çok değerli topraklarda fındık tarımı yapma izni ve teşviği sağlamakta. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Fındık üretiminde dünya birincisiyiz ama ilkel yöntemler yüzünden boş yere çok fazla alan kullanılıyor. Birçok topraklarımız israf edilmekte. Geçimini topraktan sağlayan çiftçilere köylülere sunulacak pekçok tarımcılık imkanları varken önemli tarım bölgelerimizin büyük bir kısmı fındık ile israf ediliyor. Ayrıca Avrupa normları Allahın kanunu değil. Avrupa haydi Kürdistana yer açın, çekilin Güneydoğuda dese, Ağrı civarını da Ermenistana verin dese o zaman o avrupa normlarına göre boyun mu eğeceğiz?