Kloroz (yaprakta renk kaybı) Chlorosis

Kloroz, kısaca yaprak sararması denilecek bir sorun değildir. Yapraklarda normal sararmaya benzemeyen renk bozukluklarıdır. Mevsimle de pek ilgisi yoktur. Sebebiyse söylentilerin aksine sadece demir eksikliği değildir hatta onunla hiç ilgisi olmayabilir.

Daha önce yaprak sararmasından bahsetmiştim. Şimdiki konu o yazımdaki 5. maddenin açılımı. Kloroz, kısaca yaprak sararması denilecek bir sorun değildir. Yapraklarda normal sararmaya benzemeyen renk bozukluklarıdır. Mevsimle de pek ilgisi yoktur. Sebebiyse söylentilerin aksine sadece demir eksikliği değildir hatta onunla hiç ilgisi olmayabilir.

Kloroz hastalığı sararmadan ziyade ağarma şeklindedir. Bazen de (limon, gardenya, kamelya) yeşil yaprakların kenarlarının sarı olması şeklinde görülür. Veya kısmi sararmalar, kısmi kahverengileşmeler, kızarmalar, kurumalar.. Renk kaybı olmakla kalmaz, bitkilerin sağlığı büyük tehlike altına girmiştir.

Yapraklarda kloroz hastalığı örnekleri

Yapraklarda kloroz sorunu örnekleri

[Dikkat: Burada ben kloroz meselesini saksılarda yetiştirilen süs bitkileri için ele aldım. Tarlalar, bağlar, bahçeler, bostanlar için çözümler farklıdır. Büyük ağaçlardaki kloroz sorununa çözümler de farklıdır. Başka kaynaklardan çare aramalısınız.]

Aşağıda sadece kloroz meselesini değil, daha geniş kapsamlı olarak yanlış toprak meselelerine değindim. Klorozu ve benzer sorunları sebepleriyle ve kötü sonuçlarıyla birlikte 8 ayrı yönden ele almak gerekiyor.

Önce kötü sonuçları: Bitki tüm sistemin gereksinim duyduğu besinleri üretemez. Bağışıklık sistemini ayakta tutamaz. Ya bir süre içinde hiçbir başka sebep yokken ölüp gider ya da herhangi bir en küçük olumsuzluk bitkinin derhal ölmesine yol açar.

Uyarı: Bitkilerinizin en eski yapraklarının zamanlı / zamansız sararıp düşmesi klorozla ilgili değildir. Ömrü tamamlanmış olabilir. Veya bitki bir şekilde onu artık istemiyordur. Böyle durumlarda kloroz tedavisine girişmeyin.

1- ‘Yeni çıkan’ yapraklarda renk bozukluğu, zamanla eski yapraklarda renk kaybı ve tüm yaprakların sararıp veya ağarıp dökülmesi hatta dökülmeyi bile beceremeyip dallarda kurumaları.
Sebep demir eksikliğidir. Toprakta demir olabilir ama pH fazla yükselmişse bitki demir alamaz. Bitkilerin topraktan demir alabilmesi için en uygun pH derecesi 6.5 – 6.7 civarlarıdır. Gerçi bitkiden bitkiye değişir. Hangi bitki ne kadar pH istiyorsa..

2- Eski yapraklarda renk bozukluğu ve yıpranmalar ve peşinden eski yaprakların dökülmesi (veya dökülmeden dallarda kurumaları).. Yeni yapraklar ise fazla uzun ömürlü olamaz.
Sebep, topraktaki manganez ve çinko elementlerinin tükenmiş olmasıdır. Bu durumda yeni yapraklar da yeterince gelişemez, küçük kalırlar. Azot eksikliği de buna sebebiyet verebilir.

3- Besleyicilikte ve pH derecesinde toprak ne kadar kusursuz olursa olsun, eğer toprak çok sıkışıksa, aşırı bastırılmadan dolayı taş gibi sertleşmişse kökler havasız kalır hem gelişemez topraktan faydalanamaz. Veya toprak değiştirirken köklere zarar verilmiş olması. Bazı bitkilerin köklerinin böyle hassasiyeti yok ama çoğunda vardır.

4- Toprağa bilinçsizlerin tavsiyesi her şeyi katmak (maden suyu, süt, ilaç, çivit, mermer tozu, et suyu, bakır, kan, çeşitli metal tozları, turşu, bira, bulaşık suyu, aspirin, suni gübreler, taze gübreler vesaire).. Toprakta artan bazı maddeler bitkinin esas ihtiyaç duyduğu maddeleri (öncelikle demiri) bağlıyor veya değişime uğratıyor bitki besinsiz kalıyor. Tabii eğer o zararlı maddeler zehirleyip öldürmemişse.

5- Yanlış, zararlı sulamalar.. Gerekmediği halde tekrar tekrar sulamak zarar verir. Bazı yerlerde şehir suları zararlı maddeler içerir. O suların hiç dinlendirilmeden tortusu dibe çökmeden olduğu gibi onunla çiçeklerin sulanması zararlıdır.

6- Havasızlık iç mekânlarda yetiştirilen bitkilerin büyük sorunu. Onların bizim gibi akciğerleri yok. Düzenli nefes alıp vermeyi mümkün kılan kasları yok. Dolayısıyla bitkilerin nefes alıp vermeleri yeterince güçlü hava akımlarının yaprakları okşamasıyla olabiliyor.

7- Yabani otlarla mücadele ilaçları kullanmak.. Bu ilaçlar çoğunlukla kloroz sorununa yol açar. Asla kullanmamalısınız, kullanılan bahçelerden tarlalardan toprak almamalısınız yoksa sizin bitkileriniz de bozulur.

8- Bozuk kompostlar. – Bu madde beni ilgilendirmez demeyin. Bilgisiz ve yetkisiz kişilerin hazırlayıp poşetlerde torf adıyla sattığı kompost topraklar ya aşırı kireçli olabiliyor veya tam tersi hiç kalsiyum içermiyor ya da daha farklı şekilde bozuk olabiliyor bitkilere büyük zarar veriyor. Onun için hep diyorum poşet toprak alacaksanız en güvenilir markalardan olsun. Toprağa kalker taşı kırpıntıları katmak fazla kaçarsa kloroz sorununa yol açar. Veya kalker taşı yerine başka tür kireç taşları kullanmak zarar verir, kloroz ortaya çıkar çünkü o taşlar toprakta kolayca eriyor toprağın yapısını olumsuz yönde fazlaca etkiliyor.

Kloroz sorununa çözümler

yaprakta kloroz belirtileriKonu esas itibarıyla kloroz hastalığı. Ani baş gösteren belirgin vakalar çabuk çözüm arayışına sebep olur bitkiler çabuk kurtarılabilir. Ama çok hafif vakaları anlayamazsınız zamanla bitkide hiçbir direnç kalmaz ve o bitkinin artık neredeyse hiç kurtulma şansı yoktur. Yani tehlike büyük. O halde, kloroza çare aramak yerine meseleyi kökten halledelim. İsterseniz sadece aşağıdaki ‘son söz’ kısmını okuyun.

1- Ya doğru dürüst doğal gerçek toprak kullanın ya da en güvenilir marka topraklardan alın onlardan kullanın. Belki biraz pahalıdır ama en azından çiçeklerinizi öldürmez. Bitkilerinizi gereğinden fazla büyük saksılara dikmeyin, her ilkbaharda uygun toprakla toprağını değiştirin.
Benim toprağım aslında çok iyi, eminim, sadece bu bitkide hafif kloroz oldu diyorsanız bir su bardağı demli çaya iki tatlı kaşığı kahve, birkaç damla limon karıştırıp onunla sulayın. Faydası olabilir.

2- Köklerin havasız kalmaması, toprakta çok sağlıklı yayılmaları için ev ofis gibi iç mekânlarda saksı topraklarına ¼ oranında ponza taşı karıştırın. Tarımda kullanılan ponza taşı olacak. Perlit hem bazı bitkilere zararlıdır hem kompost ve torflu topraklarda jelleşme gibi etki yapar kökler havasız kalır. İyi esintili olmayan salonlarda kökler bu sebeple çürüyor.

3- Sulamayı gerektiği gibi yapın. Aşırısı azından daha fazla zararlı olabiliyor. Kullandığınız su birkaç gün dinlendirilmiş kloru uçmuş tortusu dibe çökmüş olmalı.

4- Her duyduğunuz tavsiyelere aldanmayın çiçeklerin dibine elinize geçen her şeyi dökmeyin.

5- Gün içinde sık sık esinti sağlamanız şarttır. Yapraklar ancak böyle nefes alabilir. Üstlerinde toz tabakası oluşmamasına dikkat edin. Yoksa sağlıkları büyük tehlikeye girer.

6- Besin fazla kullanmayın. Besine değil, bitkilerinizin sağlıklı ve besleyici toprakta sağlıklı gelişim göstermelerine güvenin. Bitkiler kökleri, dalları ve yapraklarıyla birlikte ‘tek’ sistemdir. O sistem içinde besin ve enerji depolarlar. Yeni gelişimler bu birikimlerin harcanmasıyla gerçekleşir. Onun için, besini bitkinin toprağı birkaç ay kullanmasından sonra başlayarak.. Sonradan çıkan yeni yaprak gurupları kayda değer bir gelişim gösterdiği zaman besin vereceksiniz ki harcadıklarını yerine koymak isteyen bitki toprakta ihtiyacı olan maddeleri bulup alabilsin yeni ve eski yapraklarıyla fotosentez yaparak onları kullanabilsin. Böylece eski yapraklar da beslenmiş oluyor. Olur olmaz zamanlarda besin vermeyin sadece zararı olur. Bol bol çiçek ve meyve geliştiren bitkilerde yeni yapraklar çıkmasa bile besin verilmeye devam edilmeli. Çünkü bitki onları geliştirmek için hem bünyesindeki birikimleri harcıyor hem devamlı fotosentez yaparak büyük çalışmalar yapıyordur.

7- Yukarda tek sistem demiştim. Bitkilerinizin yavrularını ayırmayın. Çok iyi bir gelişim gösterdiği zaman ve sadece en uygun zamanda ayırabilirsiniz (uygun mevsim bitkiden bitkiye değişebiliyor). Yoksa o sisteme çok büyük zarar vermiş olursunuz. Çoğaltayım derken yavru da ana da elden gider.

Son söz: Gereğinden büyük saksı, gereğinden fazla toprak iyi değil. En güzeli her yıl toprak değiştirmektir. Topraksa rasgele toprak olmayacak. Hangi bitkiye nasıl toprak uygunsa öyle sağlıklı toprak lazım. Böylece birçok türlere besin vermek hiç gerekmez veya daha az gerekir. Bazı bitkiler hızlı büyür bunları yıl içinde iki veya üç defa daha büyük saksıya aktarmak gerekir. Bu türleri nasılsa hızlı büyüyor diye düşünerek en başta fazlaca büyük saksıya dikseniz akıllılık etmiş olmazsınız. Her gerektiğinde yeni toprak takviyesiyle az farkla büyük saksıya aktarmak o bitkiyi çok daha sağlıklı, çok daha verimli eder. Elbette istisnalar olabilir ama genelde en iyi yöntem budur.

Kategori: Püf Noktaları Tarih: 08 Ocak 2012

Etiketler: |

'Kloroz (yaprakta renk kaybı) Chlorosis' hakkında sorular, açıklamalar

  1. Hatice, Kocaeli dedi ki:

    Bizim memlekette çok yaygın olarak şeker pancarı yetiştirilir. Pancara belli zamanlarda kök ve yaprak gelişimi için suni gübre takviyesi yapılır. Kök ve yapraklarda inanılmaz gelişmeler oluyor gerçekten. Geçen yıllarda bazı çiçeklerde denemiştim ama pek netice alamadım. Yapı itibarıyla pancara uygun olmayışları hasebiyle mi yoksa o zaman ayrıca bitki zararlılarıyla da uğraşıyordum. Bunun için de olabilir mi?
    ***
    Sanıyorum pancarlara potasyum oranı yüksek gübre veriliyor. Süs bitkilerine uymaz. Hem saksılarda alan sınırlı. Fazla potasyum köklerin topraktan kalsiyum alamamasına sebep olur bitkiler zarar görür. Yaprak bitleri ise çok çeşitli. Bazıları, kırmızı örümcek denen bitler, bunların renksiz türleri var, göremezsiniz mücadele etmeyi de doğal olarak düşünmezsiniz. Bunlar bitkileri mahveder. Yaprak altlarını arada sırada büyüteçle incelemek lazım.


Sorunuzu / Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.
Lütfen yazı dili kurallarına saygılı olalım.


(Yazamıyorsanız Mozilladan deği Google Chrome ile giriş yapın.)