Kaktüs radyasyonu engeller mi?

Ne demek radyasyonu önlemek veya engellemek? Bir şey radyasyon yayıyorsa kaktüs bunu önleyemez. Ama deniyor ki güya kaktüs radyasyonu çekip alıyormuş da size radyasyon gelmiyormuş. Bu iddia her yönden yalandır. Kaktüs radyasyon çekmediği gibi bilgisayarlarınız da zararlı radyasyon yaymıyor.

Radyasyon ses dalgaları gibi yayılır. Bir ses kayıt cihazı çalıştırırsanız ona ulaşan sesler onda kaydedilir. Peki sizin o anda o sesleri işitmenizi engeller mi? Hayır.
Veya “soğuk” gibi: Evde soba yakmak yerine soğuk hava seven bir pengueni evde besleseniz soğuktan korunabilir misiniz? Hayır.

Kaktüs radyasyon emse bile size ulaşmasını asla engelleyemez. Ortamdaki bütün radyasyonu mıknatıs gibi çekme özelliği asla yoktur. Ayrıca bilgisayarınız iddia edildiği gibi radyasyon yaymıyor. Yaysa da zararlı nitelikte değildir.

Olay şu: Gerçekte olmayan bir tehlike ile insanlar korkutuluyor, tedbir almaya zorlanıyor, çözüm olarak kaktüs gösteriliyor.
Sonuç ise şu yönde gelişiyor: İnsanlar kaktüsün işe yaramayacağını düşünecek güvenemeyecek. Tüplü monitörleri çöpe atıp LCD monitör alacaklar.

Bence bu yalanı kaktüs üreticileri değil LCD monitör üreticileri ve satıcıları çıkarmışlardır. Çünkü çoğunluk kaktüsün işe yaramayacağını bilir, temiz çalışan LCD monitör almakta acele eder.

Esas amaç kaktüs satışlarını arttırmak değil, eski tüplü monitör sahiplerinin LCD’ye geçmelerini sağlamak olsa gerek. Kesinlikle böyledir. Bilgisayarlar radyasyon yayıyor inancını yaymak için gerçekten dâhiyane bir fikir. :)

Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
3- Yazılarım izinsiz olarak birçok web sitelerinde yayımlanmaktadır. Lütfen kaynak belirtmeyenleri uyarınız. Tüm yazılarım kendi tecrübelerimin ve araştırmalarımın eseridir.

Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:

  1. Elif Gündoğdu - Yalova diyor ki:

    O zaman radyosyonu engelleyecek birşey söyleyinde yapalım.
    ***
    Safsatalara inanmayın. O kadar korkuyorsanız evinizde cebinizde çantanızda hiçbir elektronik cihaz bulundurmayın. Hele hastanelerin yanından bile geçmeyin! Hatta hiçbir teknolojinin ve elektriğin girmediği bir köye yerleşin. Radyasyon her yerde var ama insan sağlığını bozacak derecede değil. Kaktüsün de radyasyona karşı zerre kadar faydası yok. Bunları özellikle uyduruyorlar, amaç başka. Bazı amaçlar yazımda anlattığım gibidir, bazı amaçlar süs bitkisi sektörünün gelişmesi içindir. Bu uğurda radyasyon için sadece kaktüsler değil, benjamin vesaire süs bitkileri de tavsiye ediliyor.

  2. Anonim diyor ki:

    Çok teşekkür ederim kaktüs yalanını aydınlattiğınız icın katılıyorum bilgı sahıbı olmadan fikir sahıbı olmaları üzücü…

  3. Hami Can - Ordu diyor ki:

    Aslında radyasyon da bir elektrik türü gibidir: Kaktüs çiçeğinin içinde su vardır, su bir iletkendir ve elektriği iletir. Bu nedenle kaktüsün radyasyonu çektiği kanısındayım.

  4. admin diyor ki:

    Mesele su olsa, insanda daha fazla su var. Ben hâlâ eski tip tüplü televizyon ve bilgisayar monitörülerinin zararını gündemde tutarak insanlara yeni teknolojik ürünleri aldırmak için bu iddianın uydurulduğunu düşünüyorum.

  5. Filiz - Aydın diyor ki:

    Herhangi bir bitkinin ya da cismin radyoaktif ışınları eğip büküp kendi içine çekmesi gibi bir şey sözkonusu olamaz.. ki bu durum radyoaktif ışımanın doğasına aykırıdır. Bir ortamda radyasyona yol açan alfa, beta, gama gibi ışınlar dağınık bir şekilde ama mutlaka doğrusal yayılır. Yani bükülmez, eğrilmez. O ışınımın önündeyseniz maruz kalırsınız. Zavallı kaktüsçüklerin dili olsa “karıştırmayın beni bu hurafelerinize” derdi kesin:))
    ***
    Aydınlatıcı bilimsel açıklamanız için teşekkür ederim. Hurafe dediniz de, eski hurafelerin ardında en azından makul bir gerçek vardı. Mesela merdiven altından geçmek uğursuzluk getirir derler; ama aslında tehlikelidir. Peki kaktüs örneğindeki gibi çağdaş dünyanın hurafelerinin ardında ne var? Satışların artmasıyla ilgili, hep para ile ilgili amaçlar..

  6. Filiz – Aydın diyor ki:

    Elbette. herşey para için. Bundan 10-15 yıl önce hormonlu yiyeceklerle tanıştık. Ucuza maledilen ve alıcısı çok olan bir pazardı. Sonra bir velvele çıktı. hormonlu yiyecekler kanser yapıyor diye. Yapıyor olabilir ama 20-30 sene sonra belki yapar. ki bu süre henüz geçmiş değil ve şu anda tıp literatüründe hormonlu gıda tükettiği için kanser olan 1 tek vaka bile yok. Ama bu velvele yeni bir pazarın kapısını açtı. organik gıda pazarı!!! ve inanılmaz karlı ve pahalı.
    Yine aynı şekilde, 80′li yılların sonunda tereyağı çok zararlıdır, kalp krizi yapar dendi, hemen peşinden piyasaya margarin denen eritilmiş plastikler sürüldü.
    Aradan bir zaman daha geçti, soya yağı çok faydalıdır dendi. Kalp, şeker, kolesterol, şişmanlık, depresyon, kabızlık hepsine iyi gelir dendi. Nerdeyse ölüyü diriltir diyeceklerdi. Oysa soya bitkisi sanayide kullanılan bir bitkidir ve soya yağı da sanayii atık ürünüdür. ama para babaları bunu da değerlendirmek istediler ve çok iyi değerlendirdiler. O arada gerçek bilim adamları bas bas bağırdı. “Zeytinyağı ve tereyağı dışında hiçbir yağ kullanmayın sakın” dediler. ama medya bunu bize duyurmadı. duyuramazdı, çünkü medyanın sahibi de aynı para babaları… Velhasıl uzun ve trajik mevzu…

  7. Hulya - Tokat diyor ki:

    Evdeki kaktüslerimin sayısını tekli rakamlardan onlu rakamlara çıkaran bu inanca ben de kapılmıştım yıllar önce. Gerekçe olarak ortaya atılan “nükleer enerji santrallerinin çevresinin kaktüslerle dolu olduğu”na görmeden inanmıştım. Ancak internetten yaptığım araştırmada böyle bir gerçekliğe rastlayamadım. Üstelik bilimsel kurumlar da ellerinde bu konuda yapılmış somut bir araştırma bulgusu olmadığını açıklamışlar. Ne ilginçtir ki evlerini güzel göstermek adına alçıpanlarla laminantlarla mdflerle polyester malzemelerle, hele de mutfaklarını renk renk boyanmış envai çeşit plastik malzemelerle dolduran insanımız tüm bunların kanserojenliğini unutup televizyonun, bilgisayarın yaydığı radyasyonun hesabını yapıyor. Her şeyi ölçülü kullanmak lazım. Saatlerce telefonda konuşmak, geç saatlere kadar televizyon karşısında vakit geçirmek, dolayısıyla sabah geç kalkıp güneş ışınlarından yeterince faydalanamamak da en az radyasyon kadar zararlıdır kanımca. Bu arada kaktüs satışlarındaki artışa bakarsak bu hurafenin de insanımızı kaktüsle tanıştırmak gibi bir fayda getirdiğini göz ardı etmemeli. :)
    ***
    Evet, bir de bu yönden bakmalıyız, insanlar kaktüs alıyor – onlara pozitif duygularla bakmak bile insana fayda verir. Neye ne niyetle bakarsan sana o yansır. Sevgiyle bakılan şeyden sevgi yansıyor. Metafizikçe açıklamalara bakarsak, benden devamlı onlara yansıyan iyi duygular onlarda birikiyor. :) Gerçi bende pek iyi bir şey yok. Bir öğretmen hanım bana birkaç bitki verdi. İstisnasız hepsi hızla büyüdüler şimdi salonun en güzel gelişen bitkileri onlar. Ama benim ona verdiklerim ne yazık ki tutmadı. Demek ki ben onlara pozitif enerji yükleyememişim ki kadıncağız onların hayrını görmedi. :) Zaten artık benden hiçbir şey istemiyor. :)

  8. Hami Can - Ordu diyor ki:

    Mesele su değil radyasyon ses gibi dağılır kaktüste bunu alabilir ve su bir iletken olduğu için başka bir iletkene değmeden oradan ayrılamaz.
    ***
    Hami Bey bırakın bu tahmini şeyleri. Konuyla ilgili olarak birçok önemli kaynaktan araştırmışımdır. Böyle bir şey yok. Tam anlamıyla bir hurafe. Böyle bir hurafenin savunulacak hiçbir yönü yok.

  9. Filiz - Aydın diyor ki:

    Radyoaktif ışınlar kısmen sese benzetilebilir ama daha çok ışık gibi yayılır. Yani doğrusal. Eğer o radyoaktif ışımanın önünde siz varsanız siz etkilenirsiniz. Kaktüsünüz varsa kaktüsünüz etkilenir. Diyelim pc’niz radyasyon yayıyor, bu pc’nin karşısındaki siz ve yanınızdaki kaktüs aynı radyasyona maruz kalırsınız. Ne siz onunkini azaltırsınız, ne de o sizinkini.
    Suyun iletkenliğine gelince; su elektriksel bir iletkendir. Radyo dalgaları, elektromanyetik dalgalar, radyoaktif ışımalar apayrı konulardır. Mesela cep telefonlarımızla antartikayla konuşuyoruz ama arada su gibi bir iletken yok. :))

  10. admin diyor ki:

    Birkaç ay önce kaktüs – radyasyon meselesi bir tv programında konu edildi. Şifacı otçulardan birisine sordular. O da kaktüsten başka filan filan filan bitkiler de radyasyonu emer diye saçma sapan bir açıklama yaptı. Saydığı bitkilerse, tümü süs bitkisi ithalatçılarımızın moda etmeye çalıştıkları bitkilerdi. :) İthal ediyorlar ya, satışları arttırmanın bir yolu da böyle hurafeler işte. Mesela pachira bitkisini sahibini zengin eder, uğurludur diye tanıtırlar. :) Ama zengin olanlar sadece üretenler, ihraç edenler ve ithal edip satanlardır.

  11. Filiz – Aydın diyor ki:

    rtük bilimsel yayınları engelleyeceğine, böyle hurefacı, şifacı, cinci, hocacı yayınları engellese ya…!
    ***
    Kapitalizm sisteminde para çarklarını hızlandıran hiçbir şeyi engellemezler. Ne demişler: al ver ekonomiye can ver. :)

  12. Hami Can - Ordu diyor ki:

    Siz öyle sanın profesör doktor E. T.’un açıklamasına göre kaktüs radyasyonu emer ve bir kaç bitki de bunu yapabilir..
    ***
    Hami Bey benim tepkilerimi dostça karşıladığınızı düşünerek rahat cevap veriyorum yanlış anlamayın:
    Ne profesörü? Bırakın bunları. O adam kanserden ölürse hiç şaşırmam. :)) İsmi de buraya lazım değil sadece baş harflerini bıraktım. Onu yeme bunu yeme.. O kanser yapar şu kanser yapar. Su içmeyin.. Adam aklını oynatmış siz de inanıyorsunuz. Ben zaten hiçbir şey yemiyorum zenginler düşünsün ama o profesör dediğiniz adama ağzı açık inanmamanızı tavsiye ederim.

  13. Hami Can - Ordu diyor ki:

    peki benim teorim yanlış bu konuda tam olarak bilimsel bir şey yok siz nerden böyle şeyler atıyorsunuz ortaya inanın bilimsel bir şey olsa hatamı kabul edip sizden özür dilerim ama yok.
    ***
    Hami bey kesinlikle hurafe olan bir şeyi ciddi bilim adamı sandığınız kişilerden duymuşsunuz inanmışsınız. Onlar hangi para çevreleriyle işbirliği içindedir perde arkasını görmek lazım. Kaktüsler radyasyon meselesiyle televizyonlarda meşhur olunca herkesi tüplü televizyonlardan tüplü bilgisayar monitörlerinden dehşetli korku kapladı. Herkes elektronik cihazlarını yeniledi. Kaktüs veya başka bir bitki mıknatıs gibi radyasyonu çeker diye bir şey yok. Bu bir saçmalık. çekse ne olacak? daha tehlikeli. Evde radyasyon üretici şeyler varsa (ki yok) onların radyasyonlarını devamlı emip depolayan bitkiler çok daha fazla zararlı olur. Ama bunlar hurafedir. Kafanızı boş yere yoruyorsunuz. Varsa bilimsel bir delil siz gösterin. Bulamayacaksınız çünkü yok.

  14. admin diyor ki:

    Kaktüslerin radyasyon emmediğine, o söylentinin bir hurafa olduğuna dair kesinkez doğru bilimsel açıklamayı yukarda Filiz Hanım yazmıştır. Kendisine teşekkür ederim.

  15. Filiz - Aydın diyor ki:

    Kaktüs çok güzel çok özel bir bitkidir. Radyasyonu değil ama her bitki gibi stresi alır. Stress, radyasyon kadar olmasa da ciddi bir kanser tetikleyicisidir.
    Radyasyonla mücadeleye gelince; en basit, ülkemizden bir örnek vereyim, bugün Karadenize nükleer santral kurmaya uğraşıyorlar. Çevreci örgütler kendini paralıyor hiçbirimizin umurunda değil! Onlara duyarlı olalım. Tepkimizi gösterelim.
    Diğer taraftan, 3-4 sene önce ormanlarla ilgili 2-b yasası çıktığında, yani otel, işletme, alışveriş merkezi yapmak için orman arazisi kiralama yasası çıktığında bu ülkenin orman bakanı bir açıklama yapmıştı. ”efendim biz o ormanları, o firmalara, 50 sene sonra tekrar orman yapmaları koşuluyla satıyoruz” demişti. Orman yapmaktan kastı ağaç dikmek!
    Orman demek ağaç demek değildir. Ağaç ormanın bir parçasıdır o kadar. Orman demek, o bölgedeki ağaç, bitki örtüsü, kaya yapısı, yağmur dengesi, akarsu rejimi, kurt kuş, börtü böcek vb. yani binlerce yılda oluşabilen ekolojik bir dengedir.
    O açıklamayı Avrupada bir bakan yapsa topa tutarlar. Ama bu ülkede hiçkimsenin kılı kıpırdamadı. Çoğumuz duymadık bile…
    Acı olan bu işte! geri kalmışlık bu işte! Bizim toplumsal kanserimiz bu işte..!

  16. admin diyor ki:

    Doğu Karaddenizde HES’e karşı bir hayli mücadele var. Hükümetse halkı ikna etmeye çalışıyor. Elektrik lazımmış. Dışa elktrik satmak istiyorlar ya sebep bu. Bazı yöreler kendi elektiriğini üretsin diye düşünüyorlar.
    Dışa satacak çok şey var. Üretebilecek çok şey var. Bir elektrik mi kalmıştı sanki?
    Ne desek boş… Halkımızda iş yok. Binlerce yıllık ormanlarımız yok ediliyor o yörenin ahalisi uyuyor.

  17. Anonim diyor ki:

    Birileri güneş ışınığının (radyasyonunun=ışınlarının) dünyaya en dik açıyla geldiği ekvator kuşağında neden kaktüsün doğal bitki örtüsü olduğunu ve gürültü ile mücadelede çevrecilerin sesi emdiği için niçin ağaçlandırmayı önerdiğini açıklayabilir mi acaba? inanmayanlar İstanbulun göbeğindeki Gülhane parkında bunu test edebilirler.
    ***
    Cevap vereyim: Yanılıyorsunuz. Ekvator kuşağında en az kaktüs türleri vardır. Diğer türler daima çoğunluktadır. Kaktüsler ekvator kuşağı içinde de dışında da doğal olarak bulunur. Ağaçlandırmaya gelince, sesle ne ilgisi var, ağaçlar dünyanın yaşam döngüsünün tek sebebidir. Onlar olmasa oksijen yetersizliğinden dünyada hayat kalmaz. Bundan dolayı da her yer ağaçlandırılmalıdır. Sesi mesi boş verin. Ağaçlar olmasa ses yapabilecek hiçbir canlı hayatta kalamaz. :) Ses emmesine gelince: öyle bir şey olamaz. Sesin şuraya buraya çarpıp dağılması söz konusudur. Ağaçlar, tepeler, binalar buna sebep olabilir. Siz Gülhane parkını boşverin birkaç yüz metre yürüyün Beyazıt – Aksaray arasında Laleli camisi var. tam anacadde üzerinde. Günün en yoğun trafik gürültüsü olduğu bir saatte o caminin avlusuna gidin bakın sessizliğe şaşıracaksınız. Orada ne ağaçlar var ne orman.. Ama ses oraya ulaşmıyor.

  18. admin diyor ki:

    Kaktüs radyasyon meselesine uzmanından açıklama
    Bugün (13 mart 2012) Saba Tümer’in televizyon programının özel konuğu Ediz Hun idi. Söyleşilerin arasında Ediz Hun’un hayvan sevgisine doğa sevgisine de değinildiği. Bir kaktüs meraklısı olarak Ediz Hun Avrupa’nın kaktüs koleksiyoncuları arasında ilk 10 kişiden biriymiş.
    O sırada Saba Hanım Ediz Hun’a kaktüslerin radyasyon sorununa karşı kullanılması hurafesini sordu.

    Cevap ne idi, ondan önce şunu bilin ona göre yaptığı açıklamayı okuyun:

    Ediz Hun sadece bir sinema oyuncusu değil, aynı zamanda bir bilimadamıdır. Norveç’te bir üniversiteden en başarılılar arasında 2. sırada olarak mezun olmuştur. Her konuda bilime saygısı çok yüksektir. Aksi takdirde kendisine bilimadamı denemez zaten. Kaktüs yetiştiriciliğinde de uzmandır. Çok uzun yıllar boyunca kaktüsler hakkında muhakkak her yönden araştırmalar yapmıştır. Çok büyük bir kaktüs koleksiyonuna sahiptir.

    Ve işte verdiği cevap, ben aklımda kaldığı şekilde aynen yazıyorum:
    Kaktüslerin radyasyonu emdiği söylentisi tamamen gerçek dışıdır. Bu söylenti kaktüs satışlarının arttırılması için çıkarılmıştır. ABD’deki … …’in yakınında kaktüslerin olmasının radyasyonla bir ilgisi yok. Yalanı desteklemek için oranın fotoğrafı kullanılmış.

    Ediz Hun’un açıklaması bu şekilde. Kendisine teşekkür ederim. Soruyu sorduğu için Saba Tümer’e de teşekkür ederim. Böylece bu konuda en yetkili kişiden kesin bir açıklama yapılmış oldu.

  19. Filiz, Aydın diyor ki:

    Erdal bey cüretimi bağışlayın, bu konuda tekrar yazmak istiyorum. Radyoaktif ışımaların eğrilip büğrülüp biryerde toplanması diye bir şey yoktur. Bu çok basit bir fizik kuralıdır. Eğer bunu yapacak bir bitki yada makina olsaydı, ne doğaseverlerin, ne de onların baskısı altında olan kapitalistlerin radyoaktif atıkların üzerine yüzlerce ton beton dökmek gibi bir kaygısı olmazdı. haa ışık eğrilir, ışıma eğrilir. evrende çok büyük kütle çekimine sahip, kendi içinde çökmüş, karadelik dediğimiz yıldız-madde çekimleri yörüngesinde olur bu. Kaktüsün öyle bir çekim gücü olsaydı yanına yaklaştığımızda ışıktan önce bizi yutardı…

  20. admin diyor ki:

    Haklısınız Filiz Hanım.. Bu sayfada hem sizin bilimsel doğruluğu tartışılmaz gerçek olan açıklamalarınız üzerine hem kaktüs uzmanı ve bilimadamı Ediz Hun’un sözü üzerine hâlâ inat edenler olursa artık yapacak bir şey yok. Kim bilir belki de itiraz edenler kaktüsçülerdir. :) Yalanlara sığınacaklarına satışları arttırmanın insanlığa yakışır bir yolunu bulsunlar.

    Bu arada, televizyonlarda bilimadamı gibi gösterilen ot tüccarlarının, sahte şifacıların ve ismi lazım değil kanser fobisine sahip yaşlı bir adamın ilimlerinin bilgilerinin ne kadar düşük olduğu bu sayfada ispat edilmiş oldu.

  21. filiz, Aydın diyor ki:

    Ses konusunda birşey eklemek istiyorum. Beyazıt’ta Çorlulu Ali Paşa Medresesi var. Basit bir kapının 5 adım önünde kıyamet kopar ama arkasında tık yok! Ses başka birşeydir, ışık başka birşey…
    ***
    Evet, çift camlı pencereler sesi bir hayli engellerken ışığı güneşi aynen geçiriyor. Bunu düşünmemiştim.

  22. Tamer, İstanbul diyor ki:

    Filiz Hanımın doğru ve bilimsel bazlı açıklamalarına teşekkür ederek ilave etmek istiyorum ki, Elektromanyetik radyasyondan (non-iyonize) korunmanın bilinen tek gerçek ve fiziksel yolu ya araya mesafe koymak, ya da faraday kafesi uygulamaktır. Konu hakkında hassas davrananlara daha ayrıntılı bilgi bilahare verebilirim. Şu kaktüs iddialarını savunanlar ne zaman gerçeği idrak edecekler?
    ***
    Teşekkür ederim Tamer Bey. İnsanlar ne yazık ki bilimsel gerçeklere kulak asmıyor, yaygın söylentilere ya da güvendikleri bazı kişilere gözü kapalı inanıyor. Televizyonda, ismi lazım değil, birtakım şifalı ot tüccarları kaktüs radyasyonu engeller dedi diye onlara inanıyorlar.

  23. Mustafa, K.Maraş diyor ki:

    Hamama Giren Terler!… demiş atalarımız, ne de güzel söylemişler…
    Hep radyasyondan, insanı kanser edebileceğinden, nükleer santrallerden, radyasyon yayan cihazlardan filan bahsediyoruz… Doğruluğu henüz tam olarak kanıtlanmamış ise de teknolojik gelişmelerin çoğu insan sağlığına zararlı, bu bir gerçek… Ama bütün bunları değişen dünya şartlarına göre yine biz yapıyor ve istiyoruz… Örneğin bir köydeki bütün vatandaşlar köyümüzde telefon çekmiyor diye kaymakamından valisine kadar şikayet ediyorlar, sonra bir girişimde bulunuluyor ve baz istasyonu takmaya geliniyor, köylü kalkıp gelen ekibi taşlıyor pankart açıyor baz istasyonu istemiyoruz diyor… e kardeşim istemiyorsan telefonla konuşmayacaksın…
    radyasyon istemiyorsan internete girmeyecek, bilgisayar kullanmayacak, telefonla konuşmayacak, bütün teknolojik gelişmelerden uzak kalacaksın, gidip dağ başında yaşayacaksın (insan ömrünü uzatırmı o da ayrı bir konu)
    Biz Türk insanı, genelde asıl meseleyi atlayıyoruz…
    Bence asıl dikkat edilmesi gereken radyasyon filan falan değil (bunlara da tabi dikkat etmek lazım ama öncelik sırasına göre) önce sağlıklı beslenmeye dikkat etmemiz, spor yapmamız, sigara alkol gibi şeylerden uzak durmamız lazım… adam günde iki paket sigara içiyor, tuvalete bile taksiyle gidiyor sonra ekranın yaydığı radyasyondan filan korunmaya çalışıyor…. maalesef resmin büyüğünü hiç göremeyeceğiz…
    sözüm meclisten dışarıdır… herkes alınabilir üstüne.. saygılar ve sağlıklı yaşamlar herkese…
    ***
    Mustafa Bey, yazdığınız sözleri sanki kendim yazmışım gibi benimsedim, onaylıyorum. Sağlıklı beslenmeyi kimse düşünmüyor. En büyük tehlike hayvani gıdalarda, özellikle tavuk etinde. 40 günde devleştirilen tavuk eti diye satılan civciv etleri insanlarda diyabetten guatr hastalıklarına, çeşitli kanserlerden kalp hastalıklarna, obeziteden anksiyete bozukluklarına kadar birçok felaketleri getiriyor. Ben bunları öğreneli iki yıldır kesinlikle tavuk eti yemiyorum. Yumurta üretiminde de benzer kimyasallı yemleri kullanıyorlar yumurtayı da bıraktım. Ayda yılda bir köy yumurtası bulabilirsem alıyorum.

  24. Esrak Mardinli diyor ki:

    Ben tam olarak bilemedim. Madem öyle bir ıspatınız var mı?
    ***
    Yukardaki yorumlarda Filiz Hanım gayet net olarak ispat etmiş. Esas inatçı kişilerin ne gibi ispatı var, onlara sorun. Hiçbir şekilde bilimsel olarak izah edemezler çünkü geçrek dışı bir iddiadır. Bilimsel yollardan ikna edici açıklama getirmeleri lazım. Daha radyosyon nedir onu bilmeyen insanlar körü körüne iddiacı oluyorlar.

  25. Umut, İstanbul diyor ki:

    Tabii ki bir faydası yok. İnsanlar bunu alır, evinde bakar, büyütür o kadar. Ben kaktüs satıcısı olarak böyle bir yalana ortak olmak istemiyorum. Bu soru çok geliyor -Kaktüs radyasyona iyi gelir mi, bizi korur mu.. Hayır hayır..

  26. Filiz, Aydın diyor ki:

    Radyasyonla formaldehiti karıştırıyormuyuz acaba? Formaldehit -CH2O- mobilya, ev tekstil ürünleri, taban kaplama, yalıtım malzemeleri ve daha birçok ev endüstrisi malzemelerinde kullanılan zehirli ve kanserojen, organik bir bileşiktir. Tam olarak hangileri bilmiyorum ama kaktüs, barış çiçeği, drecenia, kılıç çiçeği, şamadora palmiyeler vb. salon bitkilerinin formaldehitin yaydığı zehirli gazları çektiği söyleniyor. doğru olabilir.
    Ama radyasyon bambaşka birşeydir. Radyasyon bir gaz değildir, sıvı değildir, elektriksel bir hal değildir. Bir ışıma şeklidir ve ışınlar yoluyla zarar verir. Radyasyondan korunmanın tek etkin yolu uzak durmak ya da araya kurşun, beton vb bariyer koymaktır. Sizi tamamen kapatacak bir kaktüsü kendinize bariyer yaparak tv izlerseniz ya da pc kullanabilirseniz belki primer radyosyandan korunmuş olabilirsiniz, o da belki:) ama salondaki kaktüs yada bir kaktüs ormanı sizi radyasyondan asla korumaz.

Sorunuzu veya Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.

LÜTFEN YAZI DİLİ KURALLARINA SAYGILI OLALIM.
Yazı kurallarına uygun yazılan sorulara öncelik verilir.

(Yazamıyorsanız Mozilladan deği I.E. ile giriş yapın.)