Güllerde, ortancalarda mildiyö ve benzeri hastalıklar

Mildiyö, İngilizcede Mildew, tek tip bir hastalık değildir. Birbirinden farklı türlerde bitkilerin yapraklarında farklı şekillerde hastalık yapan mantarlar var (bunlara İngilizcede fungus deniyor, Türkçede de fungus diyorlar nedense). İşte bu tür mantar hastalıklarının çoğuna mildiyö denir.

Mildiyö, İngilizcede Mildew, tek tip bir hastalık değildir. Birbirinden farklı türlerde bitkilerin yapraklarında farklı şekillerde hastalık yapan mantarlar var (bunlara İngilizcede fungus deniyor, Türkçede de fungus diyorlar nedense). İşte bu tür mantar hastalıklarının çoğuna mildiyö denir.

Kimileri baharda taze yapraklarda oluşur. Güllerde yapraklarda kahverengileşme ve bozulma gibi. Nemli, serin, güneşten ve rüzgardan pek nasiplenmeyen yerlerde ilkbaharda daha sık görülür. Bazen yaz sıcaklarında başka türlü mantarlar yine hastalık yapar. Bu sefer beyaz tozlanma gibi olur. Bundan başka, güllerin pas hastlalığı denen hastalıklara kapılmaları da sık görülen problemlerdendir.

Mildiyö, külleme, pas vs. hastalıkları yapan mantar türleri dünyanın her yerine hava ile kolayca dağılmış durumdadır. Ama her gülde, her ortancada hastalık olmuyor. Sebep bitkilerin bulundukları yer ile ve bakımları ile ilgilidir. İyi bakım yaparsanız bitkilerinizin bağışıklık sistemi güçlü olur. Bitkilerin yerini iyi seçerseniz hastalık kapmazlar. Güller açıklık, rüzgarlı, tam gün güneşli yerlerde daha sağlıklı gelişir. Ortancalar da aynen öyle ama aşırı güneşten korunsalar daha iyi olur.

Güllerde çeşitli mildiyö hastalıkları

Güllerde çeşitli mildiyö hastalıkları

Ortanca yaprak hastalıklarında başlıca sebep bilinçsizce aşırı sulama yapmaktır. Elbette havasız hiç güneşsiz kuytu köşelerin de hastalıklarda büyük payı var.

Güneşsizlik hastalık oluşma faktörlerinden biri. Güneşin ultraviyole ışınları zararlı mikroorganizmalardan pekçoğunu öldürür. Boşuna dememişler güneş girmeyen eve doktor girer diye.

Esas sebep insanların doğayı her gün sudan sebeplerle tahrip etmelerinden kaynaklanıyor.

Bir yere insanların yüzünden leylek vb. kuşlar uğramaz olursa orada kurbağalar istilacı olur. Kurbağalar yok edilse sivrisinekler istilacı olur. Sivrisinekler yok edilse onlarla birlikte birçok böcekler yok olur: Öyle böcekler var ki yapraklardaki minicik tozları yerler. Mantar oluşumlarını silip süpürürler. O böcekler artık yok.

Sonra, hayvanlar arasındaki doğal dengenin bozulması yukardaki gibi (leylek kurbağa sivrisinek) sonuç veriyor ya, aynen onun gibi mantar, baktesi, virüs türü canlılar arasındaki dengelerin bozulmasında da benzer şekilde istilacı türler ortaya çıkabiliyor. Filan mantar filan bakterilerin düşmanıdır. Filan virüs filan mantarların düşmanıdır. Bunun gibi. Her bir mikroorganizmanın doğal dengede çok önemli yeri var. Ama insanlar bitki hastalıklarına karşı ilaçlar kullandıkça doğanın dengeleri için çok önemli birçok mikroorganizmalar ve böcekler yok oluyor. Sonuçta, esas yok edilmeye çalışılan hastalıklar büsbütün azgınlaşıyor. Hatta genleri değişiyor. Güneşte yaşayamayan bazı mantarlar (funguslar) artık güneşli ortamlarda da yaprakları hastalıklandırabiliyor. 10 yıl önce her yerde görülmeyen bir hastalık şimdi hiç olmaması gereken ortamlarda bile aktif olabiliyor.

Size bizim burada çatılardaki martıları örnek vereyim: Belki bilirsiniz kumru kuşları çok akılsız hayvanlardır. Bizim buralarda sayıları yok denecek kadar azdı. Son yıllarda martıların sayısı büyük bir hızla çoğaldı. Hasta kumruları yakalayıp yediklerini çok kişi görüp martılardan nefret etmiştir. Ama.. Şimdi artık kumruların sayısı eskiye oranla çok daha fazla! Çünkü martılar hasta kumruları yok ediyor, hastalıklar sağlıklı kumrulara geçecek fırsat bulamıyor. Böylece kumrularımızda son yıllarda martılara rağmen nüfus patlaması oldu. Eğer insanlar “kumruların iyiliği için” martıları yok etselerdi kumruların nesli belki bu cıvarda tükenecekti.

Yani, martılar kumru zararlısı diye biz martıları yok etseydik kumrular da yok olacaktı. İşte size kısadan hisse. Alacağınızı alın.

İnsanlar bitki zararlılarını yok etmeye çalıştıkça bilmeden birçok bitki türünün yok olmasını sağlıyor. Bir zararlı, bize göre zararlı olsa bile doğada zararlı değildir, gereklidir. Allah hiçbir şeyi boş yere yaratmamış.

Sonuç olarak: Bitkilerinize asla kimyasal ilaç kullanmayın derim. Herkes o çirkin günahı işliyor bir ben yapmışım çok mu demeyin. Gülleriniz, ortancalarınız hastalanırsa hastalansın. Siz kimyasallı ilaç kullanmayın. Ben bunu bilir bunu söylerim. Benden başka bir şey beklemeyin.

Kategori: Püf Noktaları Tarih: 06 Mayıs 2012

Etiketler: |

'Güllerde, ortancalarda mildiyö ve benzeri hastalıklar' hakkında sorular, açıklamalar

  1. Sema Ercan, İstanbul dedi ki:

    Konu için teşekkürler. Tırtıllar, mantar ve karaleke başedebilmek gerçekten zor. Ki güllerim hem çok güzel güneş görüyor hem de havadar esintili ortamdalar. Bakalım 10 gün önce aspirin fısfısladım, 2 gün önce de tütün, acıbiber, arapsabunu uyguladım zararlılar için. İnşallah başarabilirim.
    ***
    İnşallah yaptıklarınız işe yarar. Lütfen sonuçları buraya yazmayı unutmayın.

  2. Hulya, Tokat dedi ki:

    Güllerimden ikisinde yukarıdaki lekelerden oluştu. Balkon sabahtan 12ye kadar güneş alıyor ve gayet esintili bir bölgedeyiz. Daha sıcaklar başlamadan böyle olmasına üzüldüm. Un bitleri için agaclar netten öğrendiğim arap sabunu ile izmaritli karışımı yapmış olumlu sonuç almıştım. Peki bu lekeler için ev yapımı nasıl bir ilaç yapabiliriz?
    ***
    İlkbahar serinleri geçince yeni yapraklarda leke olmaz. Sabredin. Bunlar ilkbahar fungusları. Yazın belki başka türlü hastalıklar peyda olabilir. Bu fungus (mantar) hastalıkları için ev yapımı ilaç bilmiyorum. Bahçe sülfürü (sülfür = kükürt) mantar hastalıklarına iyi gelir diyenler var. Suya karıştırılıp yapraklara püskürtmek lazımmış. Şimdi Sema Hanım burayı okursa niçin bana söylemediniz diyecek. :) Unutmuşum. Bu konuları pek araştırmadığım için pek bilmiyorum zaten. Kükürt toprağa fazla karışırsa toprağın pH değerini düşürür bu riski de var. Toprak zaten asitli ise zararlı. Değilse pek zararı olmaz.

  3. Sema Ercan, İstanbul dedi ki:

    Tam bana söylemedi derken yazınızı okudum. :) 2 kere arap sabunu izmaritli karışımı sıktım tamam azaldıkları doğru fakat hala tırtıllar mevcut güllerin üzerinde.
    ***
    Bahçe sülfürü bitlere tırtıllara fayda eder mi bilmiyorum. Sizin yaptığınız karışım bitler için tavsiye edilir. Tırtıllara fayda etmeyebilir. Hiç duymadım. Aslında hiç uğraşmasanız daha iyi. Çünkü orası açık alan. Zararlı böceklerden çok faydalı böcekleri öldürürsünüz. Ev içi veya kapalı camekanlı balkon olsa kimyasallı özel spreyler bile kullanılabilir ama doğal ortamlara müdahale etmemek daya iyi olur. Bizim beğenmediğimiz tırtıllar doğada birçok canlının yemeğidir. Kelebek olurlar yine başka canlılara av olurlar. Azı hayatta kalır. Doğanın dengesi böyle. İnsanlar bahçelerde her türlü ilacı kullana kullana eskiden aynı bahçelerde binbir nağmelerle öten kuşlar artık eskisi gibi yok. Çünkü gıdaları yok ki gelsinler…

  4. Sema Ercan-İstanbul dedi ki:

    Tabi ki haklısınız, biliyorum. Kelebekleri de görünce içimiz gidiyor, ne kadar güzel diye, kuşlar ona keza uçuşları, sesleri çok güzel tabi bunlar. Ama tırtıllar da güllerimde yaprak bırakmıyorlar. İskelet gül dalları kalıyor sadece.
    ***
    Yaaa işte böyle. İnsanlar doğal dengeleri bozdu. O tırtılları yiyecek sayılarını azaltacak olan kuşlar yok. Her türlü eşek arıları yok. Yok yok yok.. Kıyamet alametleri bunlar. Peygamber efendimiz zamanından hadisler var bu konularla ilgili. Daha sonra Hz. Ömer halife olduğunda çevrede çekirge kalmadığını görünce ne oluyor demiş başka yerlerden çekirge getirtmiş. O zamanki müslümanlar böyle şeylere son derece duyarlıydı. Şimdikiler kapitalist. Namaz kılarken para hesabı yaparlar para için dua ederler işeri açılsın daha çok para gelsin diye yaparlar ne yaparlarsa. Hz. Ömer civarda çekirge görünmüyor diye telaşa düşüp başka yerlerden çekirge getirtirken şimdikiler çekirgelere börtü böceğe savaş açtı. Para uğruna bütün bu çirkinlikler. Siyasetçilerimiz müslüman görünür camilerde boy gösterirler ama bir yandan yurdumuzun çok yerindeki endemik bitkileri böcekleri yok eden projeleri devreye sokarlar açılış törenlerinde kurbanlar keserler. Ben bunları bilmesem bu zındıkları müslüman sanacaktım.

  5. Sema Ercan-İstanbul dedi ki:

    Yazınızı okuduum gerçekten derin bir offfff çektim, içimi inanın kasvet kapladı. Ben de çok üzülüyorum, biliyorum, görüyorum. Hep derim komşulara mayıs ayı çekirgeler öter. Derim iyi dinleyin bu sesleri, haziranın sonuna doğru duyamayacaksınız artık. Çünkü sivrisinek ile mücadele İLAÇLAMA başlayacak.
    ***
    Çok yazık.. Sadece sivrisinekler çekirgeler mi.. Onlarla birlikte çok böcek türü ölüp gidiyor. Kırlangıçlar, birçok kuşlar, yarasalar onlarla besleniyor halbuki.. Bütün bunlar tüm o canlıların yaşam haklarını çok çirkin bir şekilde yok etmektir. Allah hepimizin belasını verecek. Çeşitli şekillerde veriyor zaten ama anlamıyoruz ders almıyoruz.

  6. Sema Ercan, İstanbul dedi ki:

    Bugün yine çiçek dikiyordum. Bahçede bir tane uçuçböceği ilişti gözüme. Ama sadece inanın ilişti, dönüp de bakamadım bile. Zira 7-8 sene önce burası kertenkele ve uçuçböceği kaynıyordu. Şimdi yok artık hiç kalmadılar. Ona bakıp üzülmek istemedim.
    ***
    Bu yazdığınız cidden çok acı birşey. Bunlara üzülmeyen insan insan mıdır? Hayvandan da aşağıdır. Uğur böceğine eskiden uçuç böceği derlerdi. Bunlar bitki bitlerini yerler. Tırtıllar yumurtadan çıkarken bulup yerler. Bitki dostu böceklerin başında geliyor. Çevrede ne kadar çok uğur böceği varsa bitkiler bit, tırtıl gibi zararlılar karşısında o derecede güvendedir.

  7. Sebaer Yildirim, Antalya dedi ki:

    Ah yapmayin ne olur derdimi desmeyin ben bahceli her yani doga olan yerde yasiyorum bir köyde.. Fakat nerde o kelebekler nerde o güzel öten kuslar nerde cekirgeler cok nadir.. Neden mi herkesin elinde bir tüfek kus tavsan ne bulurlarsa avliyorlar ve belediyenin zehirli ilaclamasi ve tarlalara atilan zehirler kisacasi doga diye birsey kalmadi coook üzgünüm..
    ***
    Türkiyenin her köşesinde aynı problem. Tek bakir bölge Doğu karadenizin doğusunda birkaç yer kaldı devlet oraları da bozmak için binbir türlü dolaplar çeviriyor. HES projesi gibi.

  8. Soner, Niğde dedi ki:

    Patetes böceklerine karşı ne.yapabiliriz? Bir öneriniz var mı? Kimyasal ilaçlama yapmasak baş edemez miyiz? Her hafta ilaçlıyoruz.
    ***
    O işler de doğayı bozmanın bir parçası. kilometrelerce alanda aynı bitkilerin tarımı yapılınca sonuçta tek çözüm kalır o da kimyasallı ilaçlar kullanıp o çevredeki tüm böcek türlerini öldürmektir. Yapacak bir şey yok. insanların işi doğayı tahrip etmek.

  9. Soner, Niğde dedi ki:

    Patateslere mantar hastalıklarına karşı ev yapımı ilaç …
    ***
    Kusura bakmayın mantar hastalıkalrına karşı ev yapımı ilaç bilmiyorum.

  10. Hakkı B. -İstanbul dedi ki:

    Siz doğa dostu mükemmelsiniz.


Sorunuzu / Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.
Lütfen yazı dili kurallarına saygılı olalım.


(Yazamıyorsanız Mozilladan deği Google Chrome ile giriş yapın.)