
Resimlerin tümünü 9 gün önce 24 Ağustosta çekmiştim.

Cüce nar ağaçları, güller, süs biberleri ve adını bilmediğim başka süs bitkileri..

Çalı türü nar ağaçları

Yediveren gül çeşitleri

Kaktüsler

Yeni lâle soğanları piyasaya çıkmış. Lâle soğanları Ekim – Kasım aylarında ekilir. Nisanda çiçek açarlar. Çiçekleri birkaç günde solar. Uğraşmaya hiç değmez. Bir lâle soğanı yılda bir defa çiçek açar. O da açarsa tabi. Yoksa sonraki yılın Nisan ayını beklersiniz. Yani yılda bir defa çiçek açan lâle için insanlar bir zamanlar neden o kadar bu bitkiyi ayyuka çıkarmışlar aklım ermedi bir türlü. Lâle soğanı satıcıları soğanları güya türlerine göre ayırmışlar, üstüne nasıl çiçek açacak diye resim koymuşlar. İnanmayın. Sarı diye alırsınız kırmızı çıkar. İthâl lâle soğanları vardır. Özel ambalaj içinde. Onlara güvenebilirsiniz.

Arpacık soğanları: Yemeklerde kullandığımız soğanların üretilmesi lâle soğanları gibi kolay ve basit değil. Lâle soğanları kökten çoğalır. Yemeklik soğan ise şöyle çoğaltılabiliyor: Tohumu alınır. Tohumlar ekilir. Sonra bu resimdeki gibi arpacık soğanları elde edilir. Daha sonra bu arpacık soğanları ekilir. Bildiğimiz büyük soğanlar haline gelirler. Bu soğanlar toprakta kurutulur ve sökülüp satışa sunulur. Çok zahmetli iş. Soğan deyip geçmeyin!

Çiçek Pazarı’nde açıktan satılan çeştli tohumlar ve kuş yemleri.

Bu da Eminönü Çiçek Pazarı’nın olmazsa olmaz şeylerinden: Sülükçü! Yukarda yazıldığı gibi sülük deyip geçmeyin, şimdi modern tıp sinek kurtlarını bile tedavisi mümkün olmayan cerahatli yaralar için kullanıyorlar, süper sonuç alıyorlar. Sülük ise bizim millîleşmiş tedavi usullerimizdendir. Yeter ki bilinçli kullanılsın.

Bu minik kuşlar çok güzel. Sanki sahici değil gibi ama gerçek.

Ve ördekler.. Burası hayvanat bahçesi değil. Eminönü Çiçek Pazarı sadece.

Üst kafeste bir tür kertenkele. Nedir bilmiyorum. Bukalemun olabilirler. Alt kafeste ise tavşanlar görülüyor.

Bir kafese üç tavus kuşu hapsedilmiş. İstanbul Belediyesi şu çiçek pazarına çok daha geniş imkânlar kazandırsa.. Hayvanlara yazık oluyor. Ayrıca bunların ticaretini yapan kişilerde pek hayvan sevgisi yok gibi. Daha çok kâr gözetiliyor bence. Çünkü hayvanlar çok pis ortamlarda barındırılıyor.

Güvercinler de pis ortamdan şikâyetçi. Bunlar kesin bitlenmişlerdir:(

Yanımdaki arkadaşımın yüzünden dükkânlara girip akvaryum balıklarının, kanarya ve papağan çeşitlerinin resimlerini çekemedim. Bütün bu resimler Çiçek Pazarı’nın zenginliğini çok az yansıtıyor. Kaplumbağa, keklik, bıldırcın, süs tavukları, daha çok çok zengin hayvan ve bitki çeşitleri var.
Böylesi bir birikim çok küçük bir alana sıkıştırılmış. Oysa çevre müsait, en az üç misli genişlettirilebilir, Eminönü Çiçek Pazarı’na hem mini bir hayvanat bahçesi, hem de mini bir botanik parkı görünümü kazandırılabilir.

Bayıldım güzel dostum döktürmüşsün yine valla canım Eminönü çekti sayende bak gidicem sonunda sıcaktan bayılırsam kurtar beniii diye bağırıcam haberin ola :)
Ali Bey Eminönü çiçek pazarı görüntülerinizi bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederim Allah Senden Razı Olsun
Yıllar önce İstanbul dayken Süleymaniye Ayasofya Topkapı Sarayı herkesin hayran olduğu yerlerdi gezdik en çok Eminönü Çiçek Pazarı beni mest etmişti Ankara da dışkapı pazarı vardır Eminönü çiçek pazarı kadar hareketli evcil hayvanların her türlüsü orada vardır seyyardır çoğu çocuklar sırnaşıktır. Ama Eminönü çiçek pazarı öylemi.
Beni yıllar öncesine götürdünüz Teşekkürler
ne güzel bir geziye çıktık yine abi :)
çiçek pazarına bayıldım, yabancısı değiliz.. insanın içini açar böyle bitkili ortamlar..
yabancısı değiliz dedim de şu “kudret narı”nı ilk defa gördüm burda..
sülüklerin, tedavi için çok faydalı hayvanlar olduğunu duymuşluğum vardı da, hiç öyle satılırken görmemiştim..
hatta şu plastik kutuda görünce ilk bakışta turşu filan sandım..okuyunca ne olduklarını anladım.. ııyy sürüngen hayvanlar.. neyse..
kafesteki hayvanlara bakmaktan ziyade acıdım, çünkü çok dar kafeslerde satışa sunuluyorlar.. yazık günah..
bizim burda da civcivleri öyle dar dar kutularda satarlar yol kenarlarında.. ve rengarenk boyanmış olarak hemde..
bi ara bir satıcıya sordum, bu boyayı nasıl yapıyorsunuz, ömürlerini kısaltmıyor mu, hastalık vermiyor mu diye sormuştum. satıcı da ” biz boyayı daha yumurtadayken şırınka ile veriyoruz, ömrünü kısaltıp kısaltmadığını bilmiyoruz ama çocuklar çok seviyor” diye bir savunma merakı ve pişkinliği ile cevap vermişti..
paranın insan hayatındaki önemini duydukça tiksinti gelir oldu millete..
hayırlı günler dilerim..
silinebilir isterseniz abi..
çiçek pazarının hayvanlar bölümü için yazdıklarınızı inşallah duyar birileri…
ve bu eminönü yazılarınızı büyük bir keyifle okudum üstelik ne kadar özlediğimide farkettim…sanırım 6 ay filan olmuştur gitmeyeli…
sülüklerden hem korkarım,hem ilgimi çeker…
yinede korkumu yenip,parmağımı sokmuştum bir seferinde hiç bir şey yapmadılar…
çok teşekkürler bu paylaştıklarınız için ve tahtakale yazısı müthişti…
sağlıcakla…
bu hayvanat bahçesi aynı bi çöplük ya bira temizleyin aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
sayın şule hanım.birde bardağım dolu tarafına bakın.tüm çiçek pazarı çöplük değil.dikkatli konuşmanızı tavsiye ederim.tşk ederim
valla 32 seneden berıı ist deyım fatıhte gene aynı kalabalık gene aynı manzara ne cok pıs ne cok temız mılyonlarca ınsanın gectıgı ve savurganlastıgı bı ortam ve bu demek oluyor oranın kalabalıklıgından ve ortamından olsa gerek standart bu cogu guzellıgı dıger pıs gorunumunu kapatıyor .
e buda normal .
valla cuce nara hasta kaldım evde 4 bonsaim var .dostum ne kadar ıstıyorlardı o nara sordunmu